Kadın diş hekimi baba mesleklerini hem klinikte hem de tarlada sürdürüyor

İzmir'de babasından devraldığı klinikte hastalarına şifa dağıtan diş hekimi Yeliz Çulhan, ata topraklarından da kopamıyor. Kilometrelerce yol gelip Denizli'nin Çal ilçesinde bamya hasadı yapan kadın diş hekimi, sabah ezanın okunmasının ardından traktörüne binip tarlada mesaiye başlıyor.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Memur 5 - Haber Merkezi

İzmir’de babasından devraldığı klinikte hastalarına şifa dağıtan diş hekimi Yeliz Çulhan, ata topraklarından da kopamıyor. Kilometrelerce yol gelip Denizli’nin Çal ilçesinde bamya hasadı yapan kadın diş hekimi, sabah ezanın okunmasının ardından traktörüne binip tarlada mesaiye başlıyor.

İzmir’in Bayraklı ilçesinde baba mesleğini sürdüren diş hekimi Yeliz Çulhan, çocukluğunu geçirdiği köyünden de kopamıyor. Ailesine ait tarlada bamya yetiştiren Çulhan, yoğun ve yorucu geçen hekimlik mesleğinden ayırdığı vaktinin çoğunluğunu doğup büyüdüğü köyünde geçiriyor. Hasat zamanı gelen bamyaları toplamak için sürekli İzmir’den Denizli’nin Çal ilçesine bağlı Hançalar Mahallesi’ne gelen Çulhan, seher vaktinde bamya mesaisine başlıyor. Topladığı bamyaları traktörüne yükleyip köy evine götüren Çulhan, burada çocukluk arkadaşlarıyla birlikte kilosu 450-500 TL’yi bulan kuru bamya elde etmek için iplere diziyor. Hem kinlikte hem de tarlada baba mesleklerini yaşayan Çulhan, büyükşehrin stresinden uzaklaşıp kendisine ek gelir de sağlıyor.

“Bir gün bile olsa köyümdeki tarlalarda geçirmek beni çok mutlu ediyor”

Sabah erken saatlerde tarlaya arkadaşlarından önce vardığını ve tarlada bamya toplamak için her geldiğinde çok sabırsız olduğunu aktaran diş hekimi Yeliz Çulhan, köyünde bir gün bile vakit geçirmenin kendisini mutlu ettiğini anlattı. Çulhan, mesleği gereği yaşadığı iş temposundan ancak köyündeki tarlalarda çalışarak stres attığını söyleyerek, “Babam diş teknisyeni ve Bayraklı’da bu mesleği yaptıktan sonra ben diş hekimi olarak devam ettim. Benim bütün çocukluğum köyümde geçti. İzmir’de yoğun tempo ile çalışıyoruz. Özellikle pandemi döneminde ortalama 16 saat çalıştığım haftalar oldu. Yorulduğum zaman köyümde bulunan tanıdıklarımı arayıp veya ilk fırsat çıktığı anda gece yarısı bile olsa İzmir’den buraya geliyorum. Bir gün bile olsa köyümdeki tarlalarda geçirmek beni çok mutlu ediyor. Köyüme muhakkak hafta sonu geldiğimde arkadaşlara yarın bamya toplamaya gidiyor muyuz diye soruyorum. Sabah ezanı okunmadan önce tarladayım. Genelde arkadaşlarımdan önce varmış oluyorum” dedi.

“Saatlerce baş aşağı yapılan zor bir iş olmasına rağmen fırsat bulduğum an geliyorum”

Kentte yetişen bamyanın diğer bamyalara oranla daha lezzetli ve kaliteli olduğunu ifade eden Yeliz Çulhan, bamyanın sadece yağmur suyuyla yetiştiğine dikkat çekti. Çulhan, bamya toplamanın zahmetli olmasına rağmen severek işini yaptığını belirterek, “İzmir’de fırsat buldukça burada hem akrabalarıma yardım etmek için

hem de toprakla iç içe olmak için geliyorum. Bamya toplamak için sürekli gelip gidiyorum. Buranın bamyası çok değerli bir üründür. Sadece yağmur suyuyla beslenir. Ondan sonra tamamen kendi toprağın suyuyla büyüyen bir bamyadır. Çal bamyası yurt dışında bile değeri çok yüksek. O yüzden hem yardıma geliyorum hem de kendimde şarj oluyorum. Saatlerce baş aşağı yapılan zor bir iş olmasına rağmen fırsat bulduğum an geliyorum” diye konuştu.

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN